|
Kürt topraklarında yaşayıp, o kimliğe mensup olup, kendisini yasaklayan faşist bir anayasaya “evet” demenin insan hakkı olduğu görüşü de uydurmadır. Faşizmi ve sömürge anayasasını desteklemek insan hakkı değil, aksine insan hak ve özgürlüklerini çiğnemek anlamına gelmektedir. Bu aralar referandumla ilgili fazla yazı yazdım. Yazmak ve tartışmak gerekiyor. Çünkü büyük bir yalan ve hile dönüyor orta yerde. Anadilimizi yasaklayan, hepimizi Türk yapan, ülkemiz ve kültürümüz adına ne varsa onların tümünü yok sayan sömürge anayasasının ne kadar şirin olduğuna bizi inandırmaya çalışıyorlar. Bununla da yetinmiyorlar, bu anayasaya “evet” diyeceksiniz diyorlar… Uyduruk birer de mazeret uydurmuşlar: Hakimler ve savcılar kuruluna general taraftarları değil de, Cemil Çiçek ve Erdoğan taraftarları seçilecekmiş.
Epeyi bir süre yüreğim ağzımda bekledim. BDP, bir ara kararsızlık geçirdi. Öcalan da ilk başlar da kararsızdı veya AKP’den bir ışık bekliyordu. Neyse ki, bunların tümü atlatıldı. Başka bir yol kazası olmazsa, direnen Kürt halkı, 12 Eylül’de sömürge anayasasını boykot edecek. Kürtler açısından bu bir ilktir. Kendisini yok sayan bir anayasayı artık kabul etmeyeceğinin işaretidir. Binlerce Kürt sandığı boş çıktıktan sonra, Kürtlerle anlaşarak yapılmamış hiçbir sömürge anayasasının Kürt topraklarında artık hükmü olmayacaktır.

Bu durum, Habur sınır kapısına belirsiz bir biçimde gelen Barış gruplarını Kürt halkının bir milyon omuzla Diyarbakır’a indirmesine benzemektedir. Kürt halkı o zaman eziklik psikolojisini zafere çevirmesini bilmiş, sömürge numaralarını sahiplerinin ağzına tıkamıştı.
BDP Eş Başkanı Gülten Kışanak, Boykot diye inleyen Kürt meydanlarını gördükten sonra şöyle dedi:
“Halk bizden boykot istiyor!”
Elbette halk sizden boykot istiyor. Kendisinin olmayan, aksine kendisini yasaklayan bir anayasayı sandığa gidip onaylamak istemiyor. Bunu anlamamak için ahmak olmak gerekiyor.
“Evetçiler”in Kürdistan’da baskı altında olduğu iddiası, büyük bir yalandır. Baskı altında olan, evleri basılan, tutuklanan, öldürülen, çocukları içeride olanlar boykotçulardır. Evetçiler devletin koruması altındadır.
Kürt topraklarında yaşayıp, o kimliğe mensup olup, kendisini yasaklayan faşist bir anayasaya “evet” demenin insan hakkı olduğu görüşü de uydurmadır. Faşizmi ve sömürge anayasasını desteklemek insan hakkı değil, aksine insan hak ve özgürlüklerini çiğnemek anlamına gelmektedir. Çünkü anayasanın ilgili maddeleri kabul edildiğinde, baştan sona kadar Türk ırkının yüceliğine ve Kürtlerin de Türk olduğuna sürekli gönderme yapan anayasanın tümü kabul edilmiş olacaktır. Böyle bir anayasanın kabulünü sağlamak, yasaklar altında can çekişen Kürt halkına hakarettir. Yasak, zulüm ve işkence altında inleyen Kürdistan halkının boynuna sömürge anayasasının zincirini daha sıkı bağlamaktır.
12 Eylül Kürdistan’da yeni bir aşama yaratacaktır. Bu, Kürt halkının bundan böyle sömürgeci anayasa ipoteklerinin altına girmeyeceği anlamına gelecektir.
Kürtlerin kendi ulusal yasalarını dayatacakları bundan daha verimli bir an ve zemin olabilir mi?
Hukuksuz, yasasız, statüsüz ve ölüm çetelerinin namluları altında geçirilen serseri zamanlara karşı, Kürdün Yaşam Yasası…
Beklediğimiz ve istediğimiz budur…
|